Ayşe Şan'ın Yaşamının Bize Anlattıkları

Şefik Çolak

Ayşe Şan'ın Yaşamının Bize Anlattıkları

Bazı insanlar yaşamları süresince ürettikleri ile kendi milletinin hafızasında veya yaşam koşullarının iyileşmesinde önemli hizmetler yaparlar. Bu onları kendi ulusunun mirası haline getirir. Bir millet bu mirastan yararlanmak istiyorsa üretimlerini öne çıkarmak ve yaşamında en verimli şekilde kullanmak zorunda kendisini hissetmelidir.

Kürtler geçmişlerin değeri haline gelmiş olanları geleceklerine deneyim ve ders olarak aktarırlarsa ellerindeki mirası kazanca dönüştürebilirler. Aksi durumda işgalcileri ilk fırsatta bunları unutturmaya ve zaman içinde manipüle ederek kendilerine mal etmeye çalışırlar. Bir taş ile iki kuş vurma buna denir. Bir taraftan seni sermayenden mahrum ederken kendileri haksız şekilde kendi sermayelerini artırırlar.

Ayşe Şan sayısız Kürt değerlerinden biridir ve geleceğe taşınmasında yarar vardır. Yaptığı müzik çalışmaları ile son 60 yılda bütün Kürdistan'da başta kadınlar olmak üzere tüm Kürtlerin hayatına dokunmuş ve olumlu izler bırakmıştır. Kendisinin yaşamı döneminin koşullarını bize gösterdiği gibi sistemin düşünce yapısı üzerindeki etkisini de önümüze çıplak bir şekilde koymaktadır.

Yaşam koşulları ve ilişkileri Ayşe şan’ın sanatında etkili olduğu gibi bazen düşün dünyasında da gelgitlere neden olmuştur. Normalde Atatürk’ü övmesini ve hoşgörülü yaklaşmasını bekleyecek durumda değiliz ama dönem koşullarının kendisi üzerinde geçici etkisini olduğunu görebiliriz. Yaşam koşulları ve döneminin toplum üzerindeki etkisini görmeden yapılacak yorumların sağlıklı olmayacağını bilmemizde yarar vardır.

Ayşe şan’ın kendisinin kaleme aldığı hayat hikayesini okurken yazıldığı veya olayın olduğu dönemi görmezlikten gelirsek hatalı sonuçlar elde ederiz.

Doğu ile batı imparatorluklarının önemli savaş alanı Kürdistan coğrafyasıdır. Bu çekişmelerden Kurdistan hep zarar görmüş, yıkılmış, talan edilmiştir. Doğu ile batı arasındaki göç hareketleri de ağırlıkla Kürtlerin yaşadığı bölge üzerinde gerçekleşmiştir. Bütün bu olumsuzluklara rağmen Kürtlerin hala kendi vatanlarında kalmaları ve kendilerini korumaları eşir geleneğinin sağladığı güçlü aile bağlarının sonucudur. Güçlü aile bağları koruyucu görev gördüğü gibi komşuluk dayanışmasını da öne çıkarmıştır.

Ayşe Şan’ın yaşamında güçlü aile desteği görülmese de komşu dayanışmalarının olumlu etkilerini görebiliriz. Kürt kadınlarının çoğunluğu yaşamlarında var olan güçlü komşuluk ilişkilerini Ayşe Şan’ın yaşamında ve sanatında görebilmişler. Bu sanatın şekillenmesinde kendi yaşam koşullarını gördükleri için de ona hep sevgi ile bakmışlar.

Medrese eğitimi Kürtlerin yaşamlarında göz ardı edilemeyecek ölçüde önemli roller üstlenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ile bu Kurd eğitim kurumlarının kapatılması eğitime ve bilgi birikime vurulmuş önemli bir darbedir. Bundan bütün Kürtler önemli ölçüde zarar gördü. En çok etkilenen kesim kadınlar oldu. Çocuklarının birikmiş bilgiden yararlanamayacak duruma düşmesinin verdiği sorunları en çok onlar yaşadı. Ayşe Şan açısından bakacak olursak bunu daha belirgin olarak onun yaşamında görebiliyoruz. Sanatçılığının gelişmesinde elde olan kitapları okuması önemli yer alır. Harf değişikliği ve medrese mezunlarının yeni eser çıkaramaması onu olumsuz etkilemiştir.

İttihat ve Terakki ile Kürtlerin tehciri, yaşam alanlarının daraltılması, değiştirilmesi ve katliamlar hız kazanmış olup T. C. döneminde de aynı hızda ve daha planlı bir şekilde yapılmaya devam edilmiştir. Bu politikanın maliyeti de Kürtleri yüklenmiştir. Sömürgeci uygulamaları altında zaten yoksul olan Kürtler eklenen bu ek maliyetlerin sonucu daha da yoksullaşmış ve zorunlu olarak yer değiştirme zorunda bırakılmayanlar da geçim olanakları için göç etmek zorunda kalmışlar.

Yaşam kavgası ve olanaksızlıklar hastalıkları beraberinde getirmiştir. Hastalıklardan en çok etkilenenler erkekler olmuştur. Erken ölümler kadınları ve çocukları yaşam mücadelesinde desteksiz bırakmıştır. Kürtler bu olayı Ayşe Şan’ın yaşamında rahatlıkla görebilirler. Babası bu kadar erken annesi ve onu yalnız bırakmamış olsaydı eminim ki daha rahat yaşama olanağı bulurlardı ve sanatçılığı belki de çok daha gelişmiş olurdu.

Ayşe Şan’ın yazdıklarından anlıyoruz ki eserlerin önemli bir kısmını komşu kadınlarla beraber yaşamları için gerekli işleri yaparken yaptıkları sohbet ortamında yaratmıştır. Kadınlar bu eserlerde kendi koşullarını gördüğü için kendisinin müziğine daha bağlanmışlardır.

Yoksulluğun had safhada olduğu ve özgürlüğün azami ölçüde kısıtlı olduğu ortamlarda aile geçiminin ve huzurunun devamının yükü ağırlıkla kadınlar üzerinde olmaktadır. Bu koşullarda özellikle (Yaşanan dönem açısından) kadınlar arasında çekişme oldukça yüksek düzeyde kendisini göstermektedir. Aslında çekişme içinde olan bu kadınlar aynı zamanda gerekli olduğunda dayanışma içinde olmalarını gerektiğini anlıyorlar ve hemen dayanışmanın en güzel örnekleri gösteriyorlar. Ayşe Şan’ın hayat hikayesinde dönemin Kürtlerinin bu konuda sayısız örneklerini görebiliyoruz.

Sevgi emektir ve ne kadar çok emek verilirse sevgi, bağlılık ve dayanışma o kadar daha etkin kendisini gösteriyor. Yoksulluğun hırpalayıcı düzeyde olduğu dönemde çocuklara anneler ve büyükler daha çok zaman harcamak zorunda kalırlar ve verdikleri emek daha anlamlı düzeyde olur. Bu kadar emek verildikten sonra çocuklar için katlanılan zorluklar daha üst seviyeye çıkar. Ayşe Şan’ın çok erken yaşta çocuğu olmasaydı muhtemelen yaşamı farklı olurdu.

Ayşe Şan’ın müziğinin teknik incelemesi bu konuda uzman olanların değerlendirmesinde yarar vardır. Müziği Kürtler tarafından çok sevildiğine göre Kurd yaşamı, gelenek ve görenekleri açısından önemli özellikler taşıdığını yorumlama yeteneği olan her Kurd rahatlıkla görebilir. Kurd tarihinde önemli izleri onun sanatında görebiliyoruz.

Ayşe Şan ve onun gibi iz bırakan Kürtlere gereken değeri vermeli ve gelecek nesiller tarafından tanınmasını ve ders alınmasını sağlamalıyız ki Kürdistan'ın sömürgecileri bu değerleri manipüle etmesinler ve kendi tarihsel sermayelerine dönüştüremesinler.